ESKİ EŞYALARIMIZI ATMIYORUZ...



Sonbaharın son günlerinden selamlar


Hatice sultanın eski kıyafetleri epeyce birikmişti kardeşi kız olabilir diye atmaya kıyamamıştım.


Kardeşinin erkek olduğunu öğrenince kıyafetleri elden çıkarmaya karar verdik. Uzun süre ihtiyaç sahibi birini aradık ama bulduklarımızda doğduğu aydan dolayı beden sorunu yaşadık ve kimseye veremedik.


Bu araştırma sırasında öğrendikki İstanbul Büyükşehir Belediyesi kadın koordinasyon merkezi hala kullanılabilecek durumdaki kıyafet ve ev eşyaları alıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyormuş. Bunu duyar duymaz telefon numarasını bulup aradım. Adres telefon ve verilecek eşyalarla ilgili bilgi aldılar. Gelmeden bir gün önce arayıp geleceklerini haber verdiler. Ertesi gün gelip evimden eşyaları aldılar. Bu kadar pratik ve kolay olacağını düşünmemiştim. Bu uygulama çok hoşuma gitti. Çevremdeki herkese haber verdim. Kullanmadığımız eşyaları evde bekleteceğimize ihtiyacı olan birilerine ulaştırmak lazım. Geçen hafta temizlik yaparken evde lazım olur diye beklettiğim eşyalar olduğunu farkettim. Hepsini toparlayıp tekrar aradım gelip aldılar.

İBB ne bu uygulamadan dolayı teşekkür ediyorum...

Eğer sizde ihtiyaç sahibi insanlara ulaşmak isterseniz işinize yarar diye düşündüm :)


Telefon numarası 0212 444 00 93

YVES ROCHER ALIŞVERİŞİM

alisveris

sanırım şanslı aylarımdan birindeyim.


2 yıldır Yves Rocher Evidence parfüm kullanıyorum. geçen ay parfümüm bitti. yeni parfüm almak için ekimi bekledim çünkü doğum günüm nüfus kağıdımda ekim görünüyor.
bu markanın doğum günlerine özel kampanyası var. aldığınız ürünün ikincisi hediye ediliyor ayrıca birde şampuan hediyesi var. konu parfüm olunca bu kampanya benim için çok cazip hale geliyor :)



yves rocheryves rocher


gelelim ikinci kampanyaya. yine ekime özel 130 tl lik alışveriş yapınca 130 tl değerinde hediye paketi veriyorlar. bende ihityacım olan ürünleri aldım

- erkek parfümü

- 2 adet duş jeli

- roll-on

- dudak nemlendirici



hediye paketinin içeriği:

- gündüz kremi

- ruj

- vücut losyonu



aldığım ürünlerin bir kısmını ilk defa kullanıcam. kullanım sonrası yorumlarımı sizinle paylaşıcam. sağlıcakla kalın...

HATICE SULTANIN TUVALET EĞİTİMİ

egitim

Annelerin hakkı ödenmez derlerya ne kadarda doğru bi söz. Harcadığımız emeğin yorgunluğun vefanın hiç bir karşılığı olamaz. Allah herkesin evladını hayırlı eylesin.


şekerparem iki yaşına gelince tuvalet eğitimine başlamak istemiştim ama hem okuduklarımın etkisiyle hemde doktorumuzun yönlendirmesiyle daha ileri tarihe ertelemeye karar verdim. çokta iyi yapmışım. eğitime başlayınca doğru zamanın şimdi olduğunu daha iyi anladım.


eğitime başlamadan önce elimdeki kitapları tekrar tekrar gözden geçirdim, internetten bu konuyla ilgili yazıları okudum. her çocuk farklı bir yapıya sahip olduğundan dolayı işime yarayan kısımları kendime örnek aldım. bu sürece başlayacak meslektaşlarım için bende işimi kolaylaştıran unsurları paylaşmak isterim.


öncelikle hem annenin hem çocuğun bu sürece hazır olması gerekiyor.

çocuğun hazır olması demek bu işi en kısa sürede öğrenmesi demektir. annenin hazır olması hem süreç için hemde çocuğun psikolojisi için önemlidir.

çocuğun hazır olduğunu nasıl anlarız? çocuğunuzun ifade yeteneğine bakın dili çözüldümü? kendini net ifade edebiliyormu?? karnım aç, susadım, parka gidelim, uykum var, oyuncağımı ver, babam nerde..... eğer çocuk kendini ifade edemiyorsa siz ne kadar çaba sarf edip zaman harcasanızda sonuca ulaşmanız aylarınızı alabilir hem yorucu olur hem zaman kaybı olur.

anneninde hazır olması çok önemli. dışarıdaki işlerinizi halledin düğünler tatiller misafirler..kendinize evde kalmaya hazırmıyım diye sorun.


ben iki yaşında karar verdiğimde kızım henüz konuşamıyordu. ve çok hırçındı. tam yaz başına gelmişti araya Ramazan, tatiller, bayram, düğün derken başlamamıştık. hazır olmamız eylülü buldu. kızım yaz döneminde ciddi değişiklik yaşadı dili tamamen çözüldü. insanlarla iletişimi kuvvetlendi. beni birazda olsa paylaşmayı öğrendi. eylül benim için çok uygundu havalar soğumamıştı ve hamileliğimin zor dönemini atlatmıştım.


bu aşamadan sonra gel gelelim evin hazır olmasına. biz bu yönde şanslıydık evde iki banyomuz olduğu için birini hatice sultana tahsis ettik. evde sık kullandığımız yerlerin halısını kaldırdım. ortalığa yapacağı için elimin altında bir paspas bulundurdum.


işimizi kolaylaştırmak için lazım olan eşyalar

- tuvalet adaptörü

- lazımlık

- seyyar lazımlık (çok kullanışlı ve gerekli bir ürün artık sürekli çantamızda taşıyoruz)

- bol bol kilot atlet

- alıştırma kilodu (sadece 1 tane aldım uzun yola çıkmadıkça kullanmadım)

- hasta bezi

- 2 tane alez yatak için

eğitime başladığımız ilk gün kızım sabah uyandı. onu karşıma otutturup güzelce konuştum. artık büyüdüğünü ve bezi çıkarmamız gerektiğini anlattım. tuvalete gittik beraber bezini çıkardık çöpe attık. tuvalet adaptörünü yerleştirdik. artık çişini buraya yapması gerektiğini anlattım. sonrada ilk denememizi yaptık. bu aşamadan sonrasını işinize yarayacağını düşündüğüm noktaları maddeler halinde yazayım.

- her şeyden önce çevreden gelen her tepkiyi dikkate almayın. çok geç kaldın, erken başladın, benimki ilk gün öğrendi, benimki aylarca alışmadı... her çocuğun karakteri farklıdır ve sizin çocuğunuzu en iyi siz tanıyabilirsiniz. o yüzden bunlara takılmayın.


- kesinlikle alıştırma kilodu giydirmeyin. normal kilot giydirin. çünkü çişini yaptığında bacaklarından sızınca rahatsız olacaktır. alıştırma kilodu olunca bezin verdiği rahatlığı yaşayacaktır. buda alışma sürecini uzatacaktır.


- ilk günler sürekli ortalığa yapacağını kabul edin ve sinirlerinize hakim olun. çocuğunuza neden bana söylemedin, niye tuvalete gitmedin, niye buraya yaptın diye sorular sorup yargılamayın kızmayın. ben bir kere kızdım ve bir sonrakinde gözümün önünde salonun ortasına çiş yapıp sonrada ayağıyla vurarak oyun yapıp etrafa sıçrattı. kızmadığınızda o zaten yaptığının yanlış olduğunun farkına varıyor.


- bezi çıktıktan sonraki ilk haftalar 2 saatte bir çişi gelecek. daha sonraları 4 saate kadar uzayacak. kasları zamanla gelişip ileride çişini tutmayı öğrenecek. ilk başlarda ben saat 7 de başlayıp yatana kadar 7 9 11 13 15 17 19 21 saatimi ayarlayıp kendim tuvalete götürdüm. kendisinin çişim geldi demesini hemen beklemeyin.


- ilk zamanlar biraz inat olabiliyor ve çocuk tuvalete gitmek istemeyebiliyor. onun yanında sesli bi şekilde 'benim çişim geldi tuvalete gidiyorum' diyerek onu davet etmeden kendisinin gelmesini sağladım.eğer evde abi yada abla varsa onlarda bunu yaparak tuvalete gitmesini sağlayabilirsiniz.


- tuvalet eğitimine başladım diyerek kendinizi eve kapatıp bütün mevzu tuvaletmiş gibi davranmayın çocuk daha çok strese giriyor.çocuğunuz çişini yaptıktan sonra 2 saat zamanınız var bunu dışarıda değerlendirebilirsiniz beraber parka markete pazara sevdiği bi arkadaşına oyun oynamaya gidebilirsiniz. ev ziyaretine gidecekseniz alıştırma kilodunu giydirebilirsiniz.


- her çocuk aynı değil demiştim benim kızımın yanında durunca tuvaletini yapamıyor. onu tuvalete otutturduktan sonra ben çıkıp kapıda bekliyorum bittiğini anlayınca tuvalete giriyorum. eğer ilk başladığınızda tuvalette oturup yapmıyorsa onu yanlız bırakmayı deneyin.


- bazı çocuklar kakasını tuvalete yapmakta zorlanabiliyor daha geç alışabiliyor. eğer altına kaka yaparsa sakın pis kokuyormuş yada kaka kötü bir şeymiş gibi davranmayın. bu sefer daha çok zorlanacaktır. hatta kakasını tutup kabız olabilir. kakasını tuvalete yaptığında beraber tuvalete bakıp ona güzel şeyler söyleyip sonrada kakasına bay bay yapıp sifonu çekebilirsiniz :) bunlar sizin yaratıcılığınıza kalmış ayrıntılar...


- bazı çocuklar tuvalette beklerken sıkılıp kalkabiliyor bu sefer tam tuvaletten çıkınca altına yapıyor. ben ilk zamanlar sevdiği çizgi filmleri telefonuma indirip tuvalette otururken izlemesine izin verdim. ilk zamanlar gününüzün yarısı tuvalette geçebiliyor maalesef...


- gündüz eğitime başladığınızda gecede aynı anda başlayın. hayatınızdan bezi tamamen çıkarın. gecede bağlamayın. nasıl alıştırırsanız öyle devam edecektir. gece yatmadan önce tuvalete götürün mutlaka çişini yapmasını sağlayın. sabah kalkıncada ilk işiniz tuvalete götürmek olsun. eğer gece süt veriyorsanız tuvalete götürsenizde büyük ihtimalle gece altına yapacaktır. ben şu şekilde çözüm buldum. yatmadan önce pirinç unu ve irmikle muhallebi yapıp yediriyorum tuvalete götürüp sonrada uyutuyorum. bu şekilde sabaha kadar tuvalet sorunumuz olmuyor. eğer gece kaldırıp tuvalete götürürseniz hep aynı saatte tuvalete gitmeye bünyesi alışacaktır. bırakın sabaha kadar tutmayı öğrensin.


- ilk günler saati gelince ben alıp tuvalete götürdüm. sonraları hal ve hareketlerinden çişi geldiğini anlıyordum ve götürüyordum. daha sonraları çişin varmı diye sormaya başladım. en sonundada kendisi tuvalete gidiyor ışığı yakıyor lazımlığına oturuyor :) işte o anda dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz.


- başladıktan sonra sakın pes edip ileriki bir tarihe ertelemeyin. ikinci kez bu işe başladığınızda başarı oranınız düşecek. çocuk isteyince beze dönebileceği düşüncesini taşıyacak.


unutmayın ki er yada geç çocuğunuz bu alışkanlığı kazanacak. önemli olan sizin nasıl bir yol izlediğiniz. sizin bu dönemde yaptığınız hatalar çocuğunuzda ömür boyu taşıyacağı izler bırakabilir. o yüzden titizliği ve kuralları bi tarafa bırakın ve bu sürecin tadını çıkarın.


bizim ilk 10 günümüz çok zor geçti. sonrasında biraz ortalığa biraz tuvalete. daha sonrası ise çok keyifli. gelip kendisi size anne çişim var diyince çok mutlu oluyorsunuz. ve daha önce ona kızdığınız için bu olayı gözünüzde büyüttüğünüz için kendinize kızıyorsunuz.


Allah bütün annelerin yardımcı olsun... sağlıcakla kalın...

KAHVALTIDA EKMEK YOKSA KREP VAR

krep-hamur

bizim pazar sabahı klasiğimiz.

Hava sıcaksa baba kız ekmek almaya gidiyorlar. Hava soğuksa babamız ekmek almaya üşeniyor. Baba kız krepi çok sevdiklerinden bende onlara jest yapıyorum.


Tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

2 yumurta

2 su bardağı süt

Yarım su bardağı su

2 yemek kaşığı zeytinyağı

11-12 yemek kaşığı un

Yarım tatlı kaşığı tuz


Bütün malzemeleri çırpıyoruz ve pürüzsüz bir karışım elde ediyoruz. Teflon tavada birer kepçe koyarak arkalı önlü pisiriyoruz. Az tuz koymamın sebebi hem tatlılarla hem tuzlularla yenebilecek tatta olması için.



Afiyet şifa olsun...

MISIR GEVREKLI KURABIYE


nutella-kurabiye

Son zamanlarda çok sık yaptığım biraz zahmetli ama fazlasıyla lezzetli bir tarif

HAMURU İÇİN

Yarım margarin
3 yumurta
1 su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı şeker
400 gram mısır nişastası
1 kabartma tozu
1 vanilya
Un

DIŞI İÇİN

500 gram çokokrem
500 gram corn flakes
1 buçuk su bardağı sıvı yağ

Hamurumuzu yogurup küçük bezeler yapıyoruz. Tepsiye dizip 180 derecede pisiriyoruz. Kurabiyelerin üstü catlayacak. Pişince fırından alıp soğumaya bırakıyoruz.


Teflon tavada sıvıyağ ve çokokremi eritiyoruz. Eritirken karıştırıyoruz yoksa yanabilir. Bir kabın içinde mısır gevregini yogurarak iyice ufalıyoruz.

Soğuyan kurabiyeleri önce çikolataya sonra mısır gevregine buluyoruz.

Biraz dinlendirdikten sonra servise hazır. Bekledikçe güzelleşen bir kurabiye.

Afiyet şifa olsun...

ORTA KULAK İLTİHABI KABUSUM...

nerolinn

Allahım şifa bekleyen herkese şifa versin duasıyla başlayayım...

İnsanın ağrısı nerdeyse canıda ordadır derdi annem. Ne kadarda doğruymuş.

Kendimi bildim bileli kulak sorunu yaşayan biriyim. Çocukluğumda kulak kanallarım dar olduğu için her sene kulaklarımı yıkatırdım. Büyüyünce bu sorun yerini egzamaya bıraktı. Ne zaman kulağıma su kaçsa şiddetli kaşıntı akıntı arkasından iltihap sorunu yaşıyorum. Duşa girerken doktor tavsiyesiyle kulaklarımı tıkıyorum ya pamukla yada tıkaçla.

Ramazanın başında yine banyoda kulağıma su kaçırdım sanırım. Farkında değildim ve 3 gün çok başım ağrıdı fakat ben kulağımdan hiç şüphelenmedim. Cumartesi günü kalktığımda kulağımda biraz ağrı vardı. Şiddetlenmesinden korktuğum için doktora gitmeye karar verdim fakat haftasonu olduğu için doktor bulmam zor oldu. Daha önce hiç gitmediğim bir hastaneye gittim. Muayene sırasında durumunun ne kadar kritik olduğunu anladım. Kulaklarım tamamen iltihapla kaplanmıştı. Doktor o gün pansuman yaptı ve bir kaç gün pansumana gelmemi istedi. Hamile olduğum için çok düşük antibiyotik ve ağrı kesici verdi. Ağrı kesiciyi en fazla günde 6 taneye kadar alabileceğimi söyledi. İçimden dedimki çok ağrım yok hiç içmem bile.

Öğleden sonra ağrı şiddetlenmeye başladı aklımı kaçırmak üzereydim. Yatamıyorum ayakta duramıyorum yemek yiyemiyorum. Ağrı kesici en fazla 2 saat rahatlatıyordu. Gece dahada şiddetlenince internetten çözüm önerileri aramaya başladım. Ve müthiş insan Başak Pirtini ile karşılaştım.bu konuda bir çok fikir yazmıştı. En önemliside Nerolinn Doğal antibiyotik etkili yağ karışımından bahsetmişti. Önce anlam veremedim ama sonra araştırmaya karar verdim. Bu benim için çok önemliydi çünkü benim birçok ilaca özelliklede antibiyotiklere karşı alerjim var.

Sabah olunca hemen Nerolinn Emine Hanımı aradım. Pazar günü olmasına rağmen sağolsun bana çok yardımcı oldu bütün sorularıma sıkılmadan cevap verdi. Ertesi gün hemen sipariş verdim ve bi sonraki gün elime ulaştı. mis kokulu gül yapraklarıyla süslenmiş özenle hazırlanmış kutu nerolinn ailesinin ne kadar işine önem verdiğini gösteriyordu.


sabun


Emine Hanım la görüşüp kullanım konusunda bilgi aldım. Elimdeki 6 damlayı ve antibiyotiği bırakıp gelen ürünü kullanmaya başladım. Sabah akşam 1 damla kulaklarıma damlattım. Çok kısa sürede toparlandım ama yinede 10 güne tamamladım.

İlaçlar konusunda takıntısı olan biriyim. Çoğu hastalığın doğal yollarla atlatılabileceğini düşünüyorum. Bu konuda çok bilgim olmayabilir ama bilgisi olan insanlardan faydalanabileceğimize inanıyorum. Bir kızım var ve bir bebek daha bekliyorum. En küçük sorunda çocuk doktorlarının antibiyotik vermesini sevmiyorum. Şimdiye kadar sadece bir kere kızıma antibiyotik verdim. Bundan sonra bu sorunlarımızı nerolin doğal antibiyotik etkili yağ karışımıyla çözmeyi düşünüyorum. Nerolin de kış hastalıkları ve ateş sorunları içinde ürünler mevcut hepsine ayrı ayrı yer vericem.


Sağlığım düzelince bu güzel ailenin diğer ürünlerinide araştırıp kullanmaya karar verdim. Hepside çok ilgimi çekti. Güzel insan Emine Hanımıda ziyaret etmek istiyorum. Bu konudaki gelişmeleri sizede yazıcam.

benim gibi egzama sorunu yaşayanlar için önerim. kulaklarınız kaşınınca kulağınıza bişeyler sokup karıştırmayın kısa süreli rahatlık sağlasada uzun vadede daha büyük sorunlara yol açıyor. gittiğimiz kbb doktorları kulağınıza su kaçırmayın diyorlar bu tamamen yanlış bir uygulamaymış. bende bu seferki maceramdan sonra öğrendim. duştan havuzdan denizden sonra kulaklarınızı bol suyla yıkayın sonrada saç kurutma makinesiyle içini kurutun kesinlikle kulak çöpleriyle kurutmayın. kulak çöpü öne gelen kiri geriye ittirdiği için yine sorun yaşamaya sebep oluyor.


Sağlıcakla Kalın....


















www.nerolin.com


Emine Koçer


02122848372


05357277590





ÇİLEKLİ LİMONATA

limonata

Yaz geldi dostlar. Havalar hala ısınmasada soğuk içecekler dolapta yerini almaya başladı. Ramazan dolayısıyle sıvı gıdalara daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Bu arada herkesin ramazan ı hayırlı bereketli bol sevaplı olsun inşallah 😉

Ben kutu içeceklere biraz karşıyım. Evlat sahibi olduktan sonrada meyvesularımı evde yapmaya başladım. Mevsim meyvelerinden taze taze yapıyorum. Vaktim olursa kış için konsantre hazırlayıp buzluğa koyuyorum. Kışın sulandırıp içiyoruz.

Bu yaz siftahı çilekli limonatayla yaptım. Şimdi tarifi sizlerlede paylaşıcam. İlerleyen günlerde diğer yaptığım meyve sularınında tarifini paylaşırım.


Malzemeler

500 gr çilek
2 su bardağı şeker
2 lt su
5 tane limon




Öncelikle çilekleri temizleyip 1 bardak şekerle robottan geçiriyoruz.


Diğer taraftan 5 limonun önce dışlarını rendeliyoruz. Sularını sıkıyoruz.


Limon suyunu çileklere ilave ediyoruz.


Limonun rendelediğimiz kısmına 1 bardak şeker ilave edip elimizle biraz yoğuruyoruz ve yaklaşık yarım saat dinlendiriyoruz.


Bir kabın üstüne süzgeç koyuyoruz önce çilekli karışımı süzgeçten geçiriyoruz. Sonrada şekerli karışıma 2 lt sıcak suyu ilave ederek (şekeri eriterek) süzgeçten geçiriyoruz.


Eğer seviyorsanız dolaba koyarken içine nane yaprakları yada zencefil atabilirsiniz.

Yapan arkadaşlar damak zevkinize göre şekeri ve suyu azaltıp çoğaltabilirsiniz.


Allah ağız tadınızı bozmasın. Afiyet şifa olsun...









GECE ONARIMI ARTIK SAÇLARDA...

sac bakim

günümüzde orjinal saç rengini kullanan boya yaptırmayan bayanların sayısı bir elin parmağını geçmiyor artık. açık olsun kapalı olsun bütün bayanlar saçlarını boyatmayı tercih ediyor. kimisi beyazlarını kapatmak için boyatıyor kimiside renklerin büyüsüne kapılıyor :)

gerçektende artık çok güzel kaliteli boyalar ve enfes renkler var. sarının bile onlarca tonu var artık.

boya yapmak yaptırmak çok güzel fakat sıkıntı sonrasında başlıyor. hangi şampuanı kullanıcam hangi bakım ürününü kullanmalıyım. özelliklede açık renk saç kullananlar bu durumu iyi bilirler. heleki saçımı sarı yapıcam derken yaktıysanız bakım kaçınılmaz oluyor.

her saçın kendine has bi tarzı vardır. ince telli, kalın telli, açık, koyu, kıvırcık, dalgalı, düz, yağlı, kuru, dökülen, gür, seyrek.....

saç bakımında dıştan bakım kadar içten destekte çok önemlidir. eğer kan değerlerinizde bi sorun varsa yada tiroid ilacı kullanıyorsanız istediğiniz kadar kaliteli ürün kullanın yinede istediğiniz sonucu alamazsınız. eğer saçınız çok dökülüyorsa yada gereksiz bi kuruluk ve cansızlık varsa hemoglabin ferritin ve t3 t4 tsh baktırmanızı öneririm.

saçlarınız sağlıklıysa ve boya sonucu yıprattıysanız özellikle açma işlemi yaptırdıysanız saç uçlarında ciddi kuruluk olmuştur. gündüz mutlaka yağlarla kremlerle spreylerle bi şekilde nemlendirmeye çalışıyoruz.

gece vücudumuzun kendini onardığını mutlaka duymuşsunuzdur.cildimize gece kremi sürdüğümüzde sabah kalkınca aydınlık ve pırıl pırıl bir yüzle karşılaşırız. gece 23.00 ile 03.00 arası vücut biz uykudayken kendini onarır. o yüzden gece uykusu çok önemlidir. ama bu uyku karanlıkta ve sessizlikte olmalıdır.

artık gece onarımı saçlardada mümkün. Amway satinique serisi çok güzel bir ürün çıkardı piyasaya. satinique gece onarım bakımı.

krem formunda olan bu ürünü gece yatarken elimize bir miktar sıkıp saç uçlarımıza güzelce sürüp yatıyoruz. kokusu muhteşem. yastığa bulaşmıyor. çatallaşan kuruyan saçlar sabah kalkınca keçe gibi olur birbirine dolaşmış olur. fakat bu kremi sürünce sabah kalktığınızda saçınızın yeni taranmış gibi olduğunu göreceksiniz. düzenli kullanımda saç uçlarındaki çatallaşmaların zamanla azaldığını göreceksiniz.

TEMİZLİKTE YENİ YARDIMCIM...

temizlik-supurge

benim kadar takıntılı insanlar varmıdır acaba??? varsa hayatlarını nasıl idame ettiriyorlar??? insanın huyu sonradan değişirmi??? gibi sorular var kafamda


her şeyi çok fazla inceliyorum. bir şey satın alacağım zaman hayatı kendime zindan ediyorum resmen. kötüsünden korktuğum içinde hep başıma bişeyler geliyor :)


çarşıya gidip ihtiyacı olan şeyleri hemen orada karar verip alan bayanları çok kıskanıyorum.

gel gelelim benim süpürge macerama. evlenmeden önce klasik evde pazarlama sistemiyle çeyizime Libelle süpürge aldım. 2007 yılında 1500 tl ye almıştım. 2009 da evlendim ve şimdiye kadar Libelle süpürgemi kullandım. süpürgem çok hantal ve sulu çalışıyor. ozamanki pazarlamacı okadar övdüki bütün işi süpürge yapacak sanmıştım :) nitekim öyle olmadı sadece evi süpürüyor :) çok yorucu bi süpürge beni canımdan bezdirdi. her seferinde temiz su koy işin bitince o suyu dök. kokusu ayrı dert. birde suyunu her döküşümde vicdan azabı çekiyordum. çünkü mutfakta ister istemez ekmek kırıntıları oluyordu. süpürgenin suyuda çok pis olduğu için tuvalete döküyordum. buda beni çok rahatsız ediyordu. neyse bizim emektar artık çekmemeye başladı. bakım yaptım temizledim uğraştım bikaç ay daha idare ettikten sonra aylarca süpürge arayışına girdim. her gün forumları defalarca okudum. evde kızımda olduğundan sessiz ve torbasız bir şey almaya karar verdim. internet araştırmalarım sonucu Rowenta silence force aldım. büyük bir heyecanla 20 gün kullandım. fakat maalesef hevesim kursağımda kaldı. süpürge halıları muhteşem süpürüyor fakat sert zeminlerde hiçbir şeyi yerden kaldıramıyor. Rowenta servisi aradım böyle bişey olmaması gerektiğini söylediler. isterseniz servise götürün dediler. bende sağlam değildiki bozuldu deyipte servise götüreyim dedim ve iade etmek istediğimi söyledim. onlarda sorun çıkarmadılar. gerekli evraklarla birlikte süpürgeyi rowentaya gönderdim ve 1 ayın sonunda paramı iade ettiler. iyi markaların böyle bir artısı olduğunu düşünüyorum.

temizlik

iade ettim fakat ben şimdi ne alıcam diye kara kara düşünceler sardı yine. philips marathon un sürekli reklamlarını görmeye başladım tipide güzel derken öğrendimki philips süpürgenin motoru haricinde diğer parçalara servis sağlamıyormuş. buda benim için eksi demektir. çünkü philips süpürgelerin sürekli, arıza verdiğini okumuştum. en çok şikayeti bu markada okudum. philipsten vazgeçtim dysona baktım onunda fiyatı çok yüksek geldi. en sonunda bosch süürgelerin iyi olduğunu duydum. uzun bir araştırmadan sonra bosch bayisine gidip son çıkan modelini inceledim ve hoşuma gitti.


ve nihayet süpürgemi alıp eve geldim :)


iki gündür kullanıyorum ve şimdilik memnunum. tabiki eksi yanlarıda var. biraz ağır bi süpürge ve max ayarında çok ses yapıyor. ama bunları göze aldım artık. aradığım kriterde 4X4 lük bişey bulmam imkansızdı.

süpürgenin ayrıca turbo başlığıda var. büyük temizliklerde benim olmazsa olmazımdır. normal süpürme aparatıda baya kullanışlı.


süpürge arayışında olanlara tavsiye ederim...

BENİ NE DOKTORLAR NE MÜHENDISLER İSTEDİ DİYEN KIZ :)





beni ne doktorlar ne mühendisler istedide ben evlenmedim diyen bir kız vardı. Kız ne kadar ince bir mesaj vermiş aslında biz anlamamışız.

Ben evlendikten sonra anlayanlardanım ;)

Hey bekarlar , siz bu yazıyı okuduktan sonra karar verin!!


Şunu anladımki mühendis olunmaz doğulur. Onların kafa yapısı, hayata bakış açıları, olaylara yaklaşımları çok farklı. Şöyle örnek vereyim bi restorana yemek yemeye gidersiniz yemeğimiz gelir. Siz yediğiniz yemeğin lezzetiyle ilgilenirsiniz doğal olarak ama mühendisin en son düşündüğü şeydir yemek hatta hiç önemi yoktur☺️ O, restoranın metrekaresini, kaç masa sandalye olduğunu, günde ne kadar ciro yaptıklarını, kaç eleman çalıştığını, aylık kar maliyetini hesaplar. Söylediklerim şaka değil gerçeğin ta kendisi.

Mühendisler toplumda olması gereken insanlar onlara gerçekten ihtiyacımız var. Çünkü mühendisler mükemmel insanlar. Zekiler, dürüstler, boş bakmazlar bakınca görürler, düşünmeden konuşmazlar, düşünmeden hesaplamadan adım atmazlar, çok dayanıklılar, problem çözmede üstlerine yoktur. Eeee sorun ne o zaman diyeceksiniz? Tek sorun şu; insan tarafları zayıftır yani mekanik insanlar işte. Duygularını ifade edemezler ve sizin duygularınızı anlayamazlar. Olaylara matematiksel yaklaşırlar, soğukturlar. Bazen birini kırmamak için yada mutlu etmek için pembe yalanlar söylerizya onlar onu bile yapamazlar. Onlar için her şey ya siyahtır ya beyazdır, ortası yoktur.


Bu toplumun her tip insana ihtiyacı var tabiki. Herkes tek tip olsaydı hayat çok çekilmez olurdu eminim. Mesleği ne olursa olsun doğru yolda olan herkesin yolu açık olsun.

SEVGİLER...























ÇOCUKLARIMIZ TV KARŞISINDA ZAMAN GEÇİRİYOR AMA...



çocukların tv izlemesi


Merhaba sevgili okurlarım;

bu ara en çok kulağıma gelen olaylardan biri televizyon yüzünden çocuğu otistik olan aileler.

çok sık duymaya başladık bunu ve bir anne olarak titizlendiğim konular arasında yer alıyor

2 yaşında bir kızım var ve televizyonun zararlı olduğunu düşündüğüm için ben 1 yaşına kadar hiç tv izletmedim.

evde tv hiç açmadık misafirliğe gittiğimiz yerlerdede ev sahiplerinden rica edip kapattırdık. fikrimize saygı gösterdiler sağolsunlar hatta çok takdir ettiler.


tabi çok sıkıldığım zamanlar oluyordu o zamanlarda radyoyu açıp müzik, kuran yada dini sohbet dinliyorduk küçük sevgilimle.

1 yaşından sonrada her kanalı ve her çizgifilmi izletmedim. reklamlar çıkınca hemen değiştirdim. reklamlarda sebebini anlayamadığım bir bağımlılık var. ben bebek kanalı olarak digiturk te baby first var onu izlettirdim. bazı çizgi filmlerde sürekli sihir büyü gizem gibi konular ön planda ve bu beni çok rahatsız ediyor(özelliklede disney kanallarında).

psikologlar çocukların 2 yaşına kadar hiç tv izlememelerini 2 yaşından sonrada aile ile beraber en fazla günde 15 dk izlemesi gerektiğini söylüyor.

bize çok basit gibi görünen çizgi filmlerin çocuklara nasıl zarar verebildiğini düşünemiyoruz başta.

ama biraz araştırınca ve miniklerin hareketlerini gözlemleyince anlayabiliyoruz çokta masum olmadıklarını.

her şeyden önce çocuklar çizgi filmlerle gerçek hayatı ayıramıyorlar. konuşan hayvanlar, uçan insanlar, düşünce zarar görmemek vb... bunlar çocukların kendilerine bedensel olarak kolayca zarar verebileceğini gösteriyor.


çocukların tv alışkanlığı


birde işin diğer yüzü var. çocukların gelişim geriliği gibi. tv izleyen çocuklarda en belirgin özellikler geç konuşma, iletişim sorunları, insanların söylediğini anlamama yada geç algı, çizgi filmlerdeki garip hareketleri yapmaya çalışmak gibi...

aslında bazı çizgi filmlerde özellikle zarar vermek amaçlı yapılmış oluyor. evet duyunca saçma olduğunu düşünebilirsiniz ama çok doğru. ekrandaki görüntü milyonlarca pikselden oluşuyor ve beynimiz gözümüzün gördüğünden çok daha fazlasını algılıyor, bilinç altına kaydediyor. ekranda çok kısa gibi görünen bir sahne beynimizde çok kalıcı bilgilere sebep oluyor. yani daha küçücük çocukların bilinçaltına masum olmayan şeyler yerleşiyor.bunu aşağıdaki video çok net açıklıyor izlemenizi tavsiye ederim.











toplumumuzun geleceği annelerin elindedir hanımlar. erkekleride kızlarıda biz yetiştiriyoruz. ileride iyi evlat iyi eş iyi vatandaş iyi anne iyi baba iyi komşu olmaları bizim elimizde. onları biz eğitelim televizyon değil. evet çok zorlanıyoruz ama bu geçici bir süreç bunu unutmayalım. ben tv izletmektense onu farklı şeylerle meşgul ediyorum. ben temizlik yapıyorsam bana yardım etmesine izin veriyorum, yemek yapıyorsam tabureye çıkıp tezgahı karıştırmasına izin veriyorum, namaz kılarken yanıma bir seccade seriyorum beni taklit ediyor :) , ben kitap okurken onada resim içerikli kitap veriyorum kendince eğleniyor... sizde çocuğunuzun kendi hayatınızın bir parçası olmasına izin verin. 1 saatte bitecek işiniz 2 saatte bitiyor ama inanın bunları duyduktan sonra bence değer :)

sizden farklı fikirler bekliyorum arkadaşlar sizler çocuklarınızla nasıl vakit geçiriyorsunuz neler yapıyorsunuz ???

İLK HEYECAN :)



Herkese merhaba;

Kendimi yeniden anne olmuş gibi hissediyorum. Bir süredir aklımda olan blog fikrini nihayet hayata geçirmiş bulunuyorum. Çokta mutluyum. Bebeğimin adı ''aysemcelife''. Beraber büyütmek nasib olur inşallah....

Ismim Ayşe Atlı. 1984 İstanbul doğumluyum. Kalabalık bir ailenin tekne kazıntısıyım. Beylikdüzü'nde ikamet ediyorum.

Meslek lisesi/hazır giyim mezunuyum. Başörtü mağdurlarındanım. Ama pes etmedim. Yasak kalkınca açıköğretimden dış ticaret Bölümü'ne girdim. Eğitimim hala devam ediyor.

10 yıllık çalışma hayatım oldu. Şimdiki mesleğim annelik ☺️

26 Yaşında evlendim. 29 yaşımda meleğim ilk göz ağrım Hatice Sultan'ımı 32 yaşımda küçük meleğim ömer asaf'ımı kucağıma aldım. Küçük çekirdek bir aile olduk işte :)

Hayatım boyunca öğrenmeye açık bir insan oldum. Konu her ne olursa olsun yeni şeyler öğrenmek keşfetmek ilgimi çekiyor. Öğrendiklerimi ve deneyimlerimi paylaşmayı da çok seviyorum. Blog fikri bu yüzden çok sıcak geldi. Ilgi alanım çok geniş olduğu için birçok konuda paylaşımlarım olacak. yemek, moda, ev, iş, ticaret, kozmetik, bakım, eğitim, sağlık.....

Gülümsemenin eksik olmadığı çikolata tadında bir Paylaşım yeri olması dileğiyle hepiniz Hoşgeldiniz :)