SAÇ DÖKÜLMESİ VE SEBOREİK DERMATİT OLANLAR BURAYA!!!

yagli-egzama

herkese merhabalar;

baştan belirteyim uzun bir yazı olacak. bu hastalıktan muzdarip olanlar ve gerçekten çözüm arayanlar buyursunlar. şunuda söyleyeyim size şampuan tavsiye etmeyeceğim. bu illet hastalık nedir nerden gelir nereye gider onu anlatacağım...

bu hastalıktan birbuçuk yıldır muzdaribim. bir adı seboreik dermatit diğer adı yağlı egzama. 
Ömer Asaf'ın doğumundan 6 ay sonra başladı. kafamın arkasında saçlı derinin bitiminde yaralarla beraber şiddetli kaşıntı ve döküntü başladı. kaşıdıkça yaralar kanayıp, döküntüler oluyordu. aynı zamanda şakaklarımda ve kulak arkasındada aynı yaralardan çıktı. ben çok problem yapmadım doğum sonrası klasik saç dökülmesidir diye düşündüm. zaman geçtikçe saçımın dökülmesi dahada şiddetlendi. yaralar dahada genişledi. 
bende dermatoloji (cildiye) doktoruna gittim. doktor seboreik dermatit teşhisi koydu. bu ara stresli bi dönem geçirdinmi dedi ben bu soruya çok gülerim :) stressiz hayat yaşayan varmıki??? tabiki bende stresli dönemler geçirdim geçiriyorum ve geçiricem...doktor bu hastalık geçmez ama ara ara atak yapar yani bu hastalık artık ölene kadar seninle dedi. bana klasik reçete ketoral ve dermovate losyon verdi. açıkçası ben yine önemsemedim. dermovate kortizonlu diye kullanmak istemedim sadece şampuanı kullandım. ilk iki yıkamada biraz rahatlar gibi olsada sonra tam gaz sorunlar devam etti. 

bu arada yazın ortası oldu ben diyetisyene başladım arkasından tatil deniz derken biraz saçım rahatladı birazda ben rahat davrandım. tabi bu arada iki çocuk oluncada insan kendi derdiyle fazla meşgul olamıyor. ama aynaya her baktığımda saçımın kahkül kısmında derilerin parladığını görmek acı gerçeği yüzüme vuruyordu. resmen kelleşmeye başladım. abartısız söylüyorum saçımın yarısını kaybettim.

birbuçuk yıl boyunca sayısız doktora ve profesöre muayene oldum. sayısız tahliller yapıldı. tahlillerimin hepside normal çıktı. çok ilginç alakasız teşhis koyanlar oldu. saçma sapan ilaçlar ve şampuanlar yazanlar oldu. bu hastalık sayesinde sağlık sektörünün geldiği acı vahim duruma şahit oldum. doktorlara karşı saygımı yitirdim. maalesef sağlık sektörü artık ticarete dönüşmüş. ticarethane ve tüccarlar piyasası olmuş. ama mesleğini hakkını vererek yapanlarada saygı duyuyorum. 

netice itibariyle hastalığın bendeki yansıması şu şekildeydi; 
-saçımdaki yaralar geniş geniş değilde sivilce şeklinde çıkmaya başladı
-kaşıntım çok çoğaldı
-düşen saçlarımın kökleri toplu iğne ucu görünümündeydi
-saçlarımı kaşıdığımda tırnaklarımın arasına kum tanesi gibi şeyler doluyordu
-saçlarım aşırı yağlanıyordu ve terliyordu
-saç diplerim berbat kokuyordu
-saçlı deri dehşet derecede acıyordu saçlarımı sağdan sola oynatamıyordum

hastaneye eczaneye tahlillere harcadığım bir çuval paradan sonra artık kendime dur dedim. dur Ayşe ben ne yapıyorum. kim ne dese alıp içiyorum kafama sürüyorum. sonuç ne kocaman bir sıfır. en üstteki resimde gördükleriniz kullandığım ürünlerin sadece küçük bir kısmı. inanın denediğim şeyleri yazsam roman olur o yüzden ayrıntıya girmeden devam edicem. 

bu arada bütün bunları yaşarken diğer taraftanda idrar yolu enfeksiyonum hiç geçmiyordu. sürekli sancı çekiyorum doktora gidiyorum ilaç kullanıyorum. ilaç bitiyor tekrar tahlil yapılıyor yine enfeksiyon devam ediyor.
bende yine oturdum internetin başına bitkisel çözümler arıyorum. derken o site senin bu site benim gezerken CANDİDA MANTARI diye bir şeyle karşılaştım. en sonunda Ahmet Maranki'nin bu mantarla ilgili çok uzun bir yazısına rastladım. yazıyı okudukça şok yaşadım çünkü resmen beni anlatıyordu. aslında beni ve birçok tanıdığım insanın son zamanlarda yaşadığı sıkıntıları anlatıyordu. okudukça meraklanıyordum okudukça üzülüyordum aynı zamandada bunu gördüğüm için şükrediyordum. yazımın sonunda size linkini vericem ve okumanız için yalvarıyorum.

okuduklarımın özeti bağırsaktaki bir mantar türünün hayatımızı mahvettiği sonucuna vardım. bu mantar şekerle besleniyor, antibiyotik ve paketli gıdalardaki maddeler tetikliyordu.

oturdum ve kendi kendime bi analiz yaptım. hastalıklarımın ve kilolarımın geçmişine gittim. ben bir kaç sene önce çalışırken çok düzenli besleniyordum ve çokta hareketli bi hayatım vardı vede sağlıklıydım zayıftım. sonra evlatlarım olmadan önce işten çıktım ve hamile kaldım. hamilelikte çok sağlam yedim. isteyerek yedim ve hiç sorun yapmadım doğumdan sonra kilolarımı veririm dedim. doğum yaptım emziriyorum dedim yedim tatlıları kiloları veremeden üstüne bidaha hamile kaldım. aynı döngüyü tekrar yaşadım. ikinci doğumdan sonra korkunç kilo aldım. 83 kiloya kadar çıktım. artık tatlıya dur diyemez yemeğe dur diyemez duruma geldim. resmen yemek yemek için yaşar oldum. işte hastalıklarım tamda bu anda patlak verdi.

yani ben olaya sadece kilo olarak bakarken aslında en kötü şeyi yaptım bağırsaklarımın dengesini bozdum. bağırsaklarımızda candida olup olmadığını anlamak için evde yapılabilen bir test var. onu uyguladım ve pozitif çıktı. artık problemimin ne olduğunu biliyordum. sıra geldi bundan sonra ne yapmam lazım???


omega-probiyotik-candida

öncelikle yanlış beslenmeye artık dur deme zamanı gelmiş geçiyor dedim ve beslenmeme çeki düzen verdim. 
-mümkün mertebe şeker ve hazır gıdalar yememeye çalışıyorum
-sabahları aç karnına elma sirkeli ılık su içiyorum (hazır sirke değil ev yapımı sirke)
-probiyotik kapsül ve kefir içiyorum
-çinko takviyesi alıyorum
-c vitamini takviyesi alıyorum
-omega takviyesi alıyorum









bu tarz hastalıklarda sadece hastalıklı bölgeyi iyileştirmek yada şampuandan medet ummak çok ama çok saçma. bütün hastalıklar iç organlarımızın dışa yansımasıdır. bunu kabul edip içteki sorunu bulup bunun için tedaviye başladıktan sonra sıra geldi dıştan ne yapabilirime?

maalesefki artık doktora gitmiyorum. klişeleşmiş kortizonlu ilaçları yazıcağını bile bile gitmeninde anlamı yok zaten.

bir süredir instagramda ARTDEHUİLE yağlarının etkilerini takip ediyordum. sevgili Hülya Kayhan aromaterapi yağlardan karışımlar hazırlıyor ve eğitim verdiği eczaneler vasıtasıyla bizlere ulaştırıyor.

evime yakın bir eczane buldum ve hastalığımı anlattım. saçımın resimlerini kendisine yolladım. öncelikle dıştan tedavi amaçlı 21 gün kullanmam gereken  bir karışım hazırlandı. bunun arkasındanda dökülen saçlarımın yerine gelmesi için bir karışım daha hazırlandı.

ben ilk karışımı 21 gün kullandım. gerçektende vadedildiği gibi kafamdaki bütün sorunlardan kurtuldum. kaşınmam durdu, dökülmem azaldı, saç köklerim düzeldi, saçlarımı kaşıdığımda tırnaklarıma hiçbirşey gelmedi, koku bitti. Rabbime şükürler olsun.

tamda bu sırada diş etimden ameliyat oldum ve doktor antibiyotik verdi. antibiyotiğe başladım 2. günde saçımda iki tane sivilce çıktı 3. gün saçım felaket döküldü 4. gün koku başladı. 
ama ben hiç üzülmedim nedenmi? çünkü artık sorunun ne olduğunu biliyorum demekki bağırsak floram bugüne kadar o kadar kötü olmuşki düzelmesi için zamana ihtiyacı var ve bu zaman zarfında ona iyi gelecek şeylere ihtiyacı var. demekki okuduklarım doğru !!!

artdehuile ailesinden birine ulaşıp bu durumu anlattım ve ekstradan ne yapabileceğimi sordum. bana hindistan cevizi yağını bir süre yememi tavsiye ettiler. ölçü veremeyeceğim çünkü her hastanın ilacı ve miktarı farklıdır.


sampuan-artdehuile-satinique

şampuan ne kullanıyorum diye soracak olursanız ben bol kimyasallı ürünlerden oldum olası nefret edenlerdenim. uzun süredir amway satinique şampuan ve saç kremini kullanıyorum. hacimlendirici şampuan ve dökülme karşıtı şampuanı dönüşümlü olarak kullanıyorum.. saçlarımdaki az miktardaki beyazlara kafayı taktığım içinde boya olarak yeni keşfettiğim keune tinta boyayı kullanıyorum.










inanın kafam hiç bu kadar rahat olmamıştı. karakterim gereği bir şeyi köküne kadar araştırıp kafamdaki sorunları çözmeden rahat edemeyenlerdenim. neyin neyden olduğunu bilince ne için savaş vereceğimi biliyorum ve sonuca ulaşmak kolaylaşıyor.

Ahmet Marankinin yazısının linkinide şuraya koyayım isteyenler okusunlar TIK TIK

arkadaşlar sizi sıkmamak için elimden geldiğince özet geçtim. çünkü ben birbuçuk senedir okadar çok yazı okudumki çok yoruldum. yağlı egzamadan muzdarip o kadar çok insan varki. maalesef bu hastalığı fırsat bilip para kazanmak uğruna insanlara iyi geleceğini vaadeden bir sürü gereksiz ürün var.  kafanıza takılan ne varsa sorabilirsiniz...


Rabbim hepimize şifalar versin 
Sağlıcakla kalın...









Selpak’tan Türkiye’de bir ilk: Selpak Yağ Emici Havlu Tek yaprakla 180 kilokaloriye kadar

                                       
 Vazgeçilmez lezzetlerden olan patates kızartması, mücver, köfte gibi yemekler yüksek kalori oranları sebebiyle sofralarda daha az yer alabiliyor. İşte tam bu durumlar için Selpak’tan yeni yağ emici havlu. Türkiye’de ilk ve tek olan Selpak Yağ Emici Havlu, tek yaprağıyla 180 kilokaloriye kadar yağı emer kızartmaların tadı da keyfi de size kalır.
                              
Bir boomads advertorial içeriğidir.

MAYASIZ POĞÇA

pogca-acma-hamurisi

habersiz gelen misafire, kahvaltıya, 5 çayına hızlı pratik lezzetli bir tarif. kıvamı kurabiye havasında kıyır kıyır ağızda dağılan poğça.

malzemeler

200 gr tereyeğı yada kaymak

1 yumurta akı (sarısı üzerine)

1 çay bardağı sıvıyağ

2 yemek kaşığı yoğurt

1 yemek kaşığı sirke

1 tatlı kaşığı tuz

1 yemek kaşığı şeker

1 paket kabartma tozu

un


içi için

beyaz peynir, kaşar peynir yada lor peynir


tereyağını oda sıcaklığına getiriyoruz. yumuşayan yağımıza yumurta akı sıvıyağ yoğurt tuz şeker ve sirkeyi ilave edip karıştırıyoruz. üzerine unu ve kabartma tozunu ekleyip yoğuruyoruz. kurabiye hamuru gibi olacak. unun miktarını yazmadım markasına göre değişkenlik gösteriyor. aşağı yukarı 13-15 yemek kaşığı un alıyor.

hamurumuzdan mandalina büyüklüğünde bezeler yapıyoruz. içine peynirli harcımızdan koyup şekil veriyoruz. yağlı kağıt serdiğimiz tepsimize diziyoruz. üzerine ayırdığımız yumurta sarısını sürüyoruz. hepsini tepsiye dizdikten sonra bıçakla üstlerine artı şeklinde çizik atıyoruz. isteğinize göre çörekotu yada susam serpebilirsiniz. 200 derece fırında kızarana kadar pişiriyoruz.

Afiyet şifa olsun...




BİTENLER DEĞERLENDİRME 4


banyo-dus-sac

MOMS GREEN EL SABUNU sıvı el sabunu biz bayanların dikkatini çeken ürünlerden. ben çok meraklıyım kokusu yumuşatması köpürmesi hepsine dikkat ederim. ama kızım büyüyüp banyoyu kullanmaya başlayınca biraz hassas davranmaya başladım. bu markanın çoğu ürününü severek kullanıyorum. içeriği temiz ve kokusuz olan bu el sabununu çocuklarıma güvenle kullandırıyorum.  

MOMS GREEN SAÇ KREMİ Hatice Sultanın saçlarını sadece şampuanla yıkamam yeterli olmuyor. saçları çok karıştığı için mecburen saç kremi kullanmam gerekiyor. içerik olarak güvenle kullandığım bir ürün oldu. kısa sürede yumuşatıyor. çok kullanışlı ve güzel severek kullanıyorum.

LE PETİT MARSEİLLAİS EL SABUNU SÜT benim son zamanlarda favorim olan marka. hem kokusu güzel hemde elleri kurutmuyor.

BATH & BODY WORKS DUŞ JELİ şişesini görünce bile kokusu burnuma geliyor. banyo sonrasında kokusunu koruyan bi duş jeli. bu mağazaya girince hepsini alasım geliyor ama tek tek deneyip keyfini çıkarmak en güzeli.

YVES ROCHER DUŞ JELİ kışın yaşadığım kuruluktan dolayı tercih ettiğim duş jelleri. gerçektende temizlerken nemlendirebiliyor. kokularıda güzel severek kullandım.

LAPİTAK AYAK KREMİ benim gibi gününüz sürekli ayakta geçiyorsa hele bide cilt tipiniz kuruysa topuk çatlakları kaçınılmaz oluyor. lapitak kremi her akşam yatmadan düzenli sürdüğümde topuklarımı tertemiz yapıyor. üşenmeyip kullandığım dönemlerde güzel sonuç alıyorum.

ALOE VERA DİŞ MACUNU maalesef temizlemesini ben beğenmedim. diş rengim beyaz olmasına rağmen fırçalama sonrası hafif sarılık kaldı. bittikten sonra bidaha almadım. 

SATINIQUE SAÇ MASKESİ bu markanın ürünlerini seviyorum. maskesini çok severek kullandım. şampuan sonrası kremle dönüşümlü kullandım. saç uçlarıma sürüp bekletip duruladım. saçları ipek gibi yumuşacık yapıyor. kokusuda çok güzel.


BİTENLER DEĞERLENDİRME 3

cilt bakimi-bakim

biten ürünler beklemekten sıkıldı bende onları görmekten sıkıldım. bir an önce ahvallerini bildirip çöp kutusunun yolunu tutmak istiyorlar :)

NİVEA VİSAGE TONİK bu toniği geçen sene tatile giderken almıştım. yanımda çok fazla bakım ürünü taşımamak için bunu tercih etmiştim. kısa vadede kullanmak için iyi ama cildi sorunlu olanların günlük bakımına uygun olduğunu düşünmüyorum. yine tatile çıkarken tercih edebilirim.

ARTİSTRY HYDRA V BESLEYİCİ JEL KREM TÜM CİLT TİPLERİ İÇİN en son kullandığım günlük bakım kremim. çok memnun kaldım severek kullandım. cildim kışın çok kuruyor yazında yağlanıyor aynı zamanda burnumun kenarları ve çenem yağlı ve siyah noktaya müsait. kremi sabah akşam cildimi temizledikten sonra kullandım. kullandığım zaman zarfında cildimde kuruluktan kaynaklanan pul pul görütüyü hiç yaşamadım. nemlendirirken yağlandırmadı ve vadettiği yumuşaklığı sağladı. tekrardan alıp kullanabilirim.

VASELİNE NEMLENDİRİCİ KREM yoğun kıvamına rağmen çok çabuk emiliyor ve hiç yağlı his bırakmıyor. gerçekten güzel ve kullanışlı bi krem. küçük boylarının olmasıda büyük avantaj.

BEPANTHOL CİLT BAKIM KREMİ bu markayı bilmeyen yoktur heralde. bebeğim için çok tercih ettiğim bi marka ama ben cilt kreminden memnun kalmadım. sebebi kıvamı yada cildime yaramaması değil. kokusu çok rahatsız edici. bitirene kadar çok çile çektim :)

BARİELLE EL KREMİ ellerimin derinden çatladığı kış günlerinde ciddi para vererek almıştım bu kremi. yanında tırnak solüsyonuda almıştım. eczacı öyle bi anlattıki bütün dertlerim son bulacak sandım :) ama maalesef ücretine göre çok sıradan bir krem.

YVES ROCHER EL KREMİ mağazadan alışveriş yaparken hadi bide el kremini deneyeyim belkide aradığım ürün budur diyerek aldığım krem. emilimi güzel fakat orta halli nemlendiriciliğe sahip. ben çantamda bulundurdum. dışarıda ihtiyaç duyduğum zamanlarda sürdüm.

bb krem-gunes
ARTİSTRY GÜNEŞ KORUYUCU uzun yıllar severek kullandım. kullandığım zaman zarfında çillerimde artış olmadı tam tersine çillerimin renginde açılma oldu. rengi cildimin bir ton açık görünmesini sağlıyor. kışın sabah sürmem yeterli oldu ama yazın daha sık kullandım. sonrasında altta bahsettiğim ürüne geçiş yaptım. şimdilerde satışı varmı bilmiyorum.

ARTİSTRY EXACT FİT MAKYAJ ÖNCESİ BAZ BB KREM yıllarca aynı markanın bir üstte bahsettiğim güneş koruyucusunu kullandım. bu ürünü biraz değişiklik yapmak istediğim için merakımdan aldım. çok severek kullandım. çillerimden dolayı yaz kış güneş koruyucusu kullanmak zorundayım. günlük yaşantımda makyaj yapmayı sevmeyen biriyim. güneş koruyucudan beklentim hem güneşten koruma hemde cilt rengimi dengelemek. bu ürün tam benlik oldu. SPF 35 günlük kullanımda güneşten korumaya yetiyor. görüntüsü anlatılmaz yaşanır. hafif fondoten görüntüsünde ama parlak pırıl pırıl bi görüntü veriyor. en güzel yanıda göz altlarındada güvenle kullanılabiliyor. bunu sürdükten sonra hafif bi allık ve rimel hem doğal hem bakımlı olmaya yetiyor. daha iyisini bulana kadar bu arkadaş bana eşlik edecek.


ARTİSTRY SIGNATURE EYES VOLUME MASKARA kirpiklerim kısa ve rengi açık olduğu için yıllarca çok değişik markalarda maskara arayışım oldu. çok şanslıyımki artık kendime uygun ürünü buldum. bu biten 3. kutu maskaram. hem dolgun gösteriyor hem tek tek ayırıyor hemde suda akmıyor. günlerce kalsa bile pütürleşip göz altlarına akmıyor. temizlemeside bir okadar kolay. ya aynı markanın göz temizleyiciyle temizliyorum yada dalin şampuanla çok kolay temizlenebiliyor.

LR DELUXE LASH SERUM son zamanlarda çok yaygınlaşan bi marka. kendi ürünlerimi almak için bende üye oldum. lr deluxe lash serumu çok büyük heyecanla kullandım. gerçektende kirpiklerimi uzattı ama maalesef alt kirpiklerime değen yerlerde küçük küçük yağ bezeleri oluşmasına sebep oldu. emin olmak için ara verip tekrar kullandım yine aynı sonuçla karşılaştım.

ORİFLAME TENDER CARE BALM 15 yıldır hayatımda olan bi nemlendirici. çok severek kullandım. kuruyan bütün bölgelerde çok işe yarıyor.





İLK KOZMELA ALIŞVERİŞİM

avent-missha-maxfactor

son zamanlarda çocukların biberonlarının az olması beni zorlamaya başladı.

çocuklarıma avent biberon kullanıyorum. trendyol da avent biberonlarda indirim görünce alayım dedim. tam sepete attım içime kurt düştü. bazen trendyol indirimde olsa bile piyasadan daha pahalıya satabiliyor. hadi dedim internetten fiyatlara bi bakayım. ne göreyim trendyol daki biberonlar dışarıya göre 10 tl daha pahalı :)

araştırırken en uygun fiyatı www.kozmela.com da buldum. hemde aradığım renkli biberonlardanda vardı. hemen attım sepete. baktım menüsü baya zengin farklı markalarda farklı kategorilerde değişik ürünler var başka şeylerde ekledim sepete. ben karar verene kadar 8 mart dünya kadınlar günü oldu. o güne özel max factor rujlaradada çok iyi indirim oldu. biberon alayım derken allık ve rujda almış oldum :)

çarşamba akşam verdiğim siparişim cumartesi elime ulaştı. ilk alışverişim olduğu için biraz tereddütlerim vardı ama paketi açınca tereddütler yerini memnuniyete bıraktı. ürünler itinayla paketlenmiş ve birebir aynıydı. çocuklar biberonlara bende rujumla allığıma odaklandım :)

aldığım ürünlerden biraz bahsedeyim. açıkçası son dönemde bakım ürünleri konusunda biraz gerilerdeyim. eskisi gibi mağazalarda gezip reyonları karıştıramıyorum. hızlıca gidip ihtiyacımı alıp çıkıyorum.

missha allik-auro pink

sıvı allığı ilk defa internette görmüştüm çokta mantıklı gelmemişti. severek aldığım son iki allığımın biri çantamda dağıldı diğerinide hatice sultan yere düşürüp parçaladı.sırf bu yüzden allık kullanmıyordum. sıvı allığı denemekten başka şansım kalmamıştı.

missha ürünlerini blogger arkadaşlardan çok duyar oldum. bu yüzden marka olarak bunu tercih ettim. allığın 4 ayrı renk seçeneği var ve hepside birbirinden güzel. buğday tenli olduğum için en açık renk olan auro pink i tercih ettim. cildime ilk sürdüğümde çok koyu gibi geldi ama sürüp dağıttıkça istediğim rengi elde ettim. rengin koyuluğu sizi yanıltmasın. ben bir ton koyu bile alsam olurmuş aslında. yinede severek kullanıyorum bir sonrakine diğer rengini alabilirim yada aynı markanın stik allığına bir şans verebilirim.

maxfactor ruj-auro pink

ruj konusunda zor beğenen biriyim. max factor marka ruj ilk defa aldım.
max factor lasting color benden güzel not aldı. yumuşak yapısı kolay sürülebilir olması ve nemlendirmesi tercih sebebi. rengi midnight mauve istediğim bi renkti  sürünce göründüğü kadar koyu değil daha şeffaf görünüyor. fiyat olarak çok uyguna aldığımı düşünüyorum 8 mart dünya kadınlar günü sebebiyle 9.95 tl ye aldım.


mutlu biten alışverişeri seviyorum...

APTAMİL PREGOMİN AS İLE TARİFLER

mama-sut alerjisi

merhabalar

ömer asafın süt alerjisi ile ilgili yazımda doktorumuzun aptamil pregomin as verdiğini yazmıştım.

benim oğlum emdiği için kesinlikle biberonla beslenmeyi kabul etmiyor. zaten devam sütünede şimdiye kadar ihtiyaç duymadık. gelişim geriliği yaşadığımız için bu sıralar beslenmemizi yoğunlaştırdık. gün içinde ve yatacağı zaman aptamille hazırladığım mamalarla besliyorum. sizdede aptamil pregomin as varsa vereceğim tariflerle devam sütü harici mamalar yapabilirsiniz.

tarifler Prof. Dr. Cansın Saçkesen'in besin alerjisi ile yaşam, 2012 kitabından alınmıştır.


MEYVE ŞÖLENİ
2 adet kuru kayısı
1 çorba kaşığı nişasta
1 çorba kaşığı pekmez
150 ml ılık su
5 ölçek aptamil

kayısıları küçük küçük doğrayın. üzerine sıcak su koyun ve bebeğin yiyebileceği yumuşakliğa gelene kadar bekletin.
nişasta su ve kayısıları pişirin. ocaktan alınca blender ile iyice parçalayın. soğuduktan sonra aptamili ilave edin. pekmezle tatlandırın


MEYVELİ TATLI
yarım muz,elma,armut,şeftali istediğiniz meyvelerden birisi
3 tatlı kaşığı nişasta
125 ml su
2 tatllı kaşığı pekmez
4 ölçek aptamil

nişasta ile suyu pişirin. meyveyi ezin yada rendeleyin. soğuduktan sonra aptamili ilave edin. pekmezle tatlandırın


PEKMEZLİ MUHALLEBİ
100 ml su
1 tatlı kaşığı pirinç unu
1 tatlı kaşığı pekmez
3 ölçek aptamil

pirinç unu ve suyu pişirin. soğuduktan sonra aptamili ilave edin. pekmezle tatlandırın


HELVA
125 ml su
5-6 tatlı kaşığı un
2 çorba kaşığı pekmez
4 ölçek aptamil

unu pembeleşinceye kadar kavurun. pekmez ile suyu başka tencerede kaynatın. kaynamış şerbeti unun üzerine dökün. kapağını kapatıp şerbeti çekmesini bekleyin. soğuduktan sonra aptamili ekleyin.


SEBZE PÜRESİ
1 havuç
1 patates
2 dilim kabak
su
4 ölçek aptamil

az suda sebzeleri haşlayın. haşlanmış olan sebzeleri püre haline getirin. soğuduktan sonra aptamil ilave edin.


MEYVELİ MUHALLEBİ
200 ml su
3 tatlı kaşığı pirinç unu
yarım elma
yarım armut
6 ölçek aptamil

suyla pirinç ununu pişirin. meyveleri ezerek ilave edin. soğuduktan sonra aptamili ilave edin. eğer tatsız olduğunu düşünürseniz yine pekmezle tatlandırabilirsiniz.


ben gece yatarken biberonu kabul ediyorsa eğer 90 ml su 3 ölçek aptamili karıştırıyorum. 1 yemek kaşığı bebelac çavdarlı mısırlı karışımdan ilave ediyorum.

kahvaltıdada aynı şekilde aptamil pregomin as ile çavdarlı mısırlı karışımdan kahvaltı hazırlıyorum.


Rabbim evlatlarımıza tez zamanda şifa versin...





PHILIPS ÇORBA MAKİNESİ

corba-makinesi


Alırken büyük tereddütler yaşadığım makine...

her şey tamamdı bi çorba makinem eksikti, eksik kalmamalıydı☺️ 

ne işe yarıyor şimdi bu? diyerek ön yargıyla yaklaşan büyüklerimin ellerinden öpüyorum...

gelgelelim gerçekten işe yarıyormuydu bu makine??
evde ek gıdaya geçen çocuğunuz varsa, çalışıyorsanız, 2-3 kişilik aileyseniz EVET.

hatice sultan ek gıdaya geçince çok heveslenip almamıştım. ömer asaf ek gıdaya geçince çorba yapayım derken çocuklar yüzünden 3 kere çorbayı yakınca almaya karar verdim.

sıfır fiyatları yüksek gelmişti letgo dan 100 liraya bulunca hiç düşünmeden aldım. iyikide almışım. 

sabah kahvaltı sonrası mutfağımı toplarken hemen malzemeleri koyup çalıştırıyorum. ömer asaf uyuyup uyanınca çorbası hazır oluyor.

özellikleri çok fazla değil. taneli yada tanesiz olarak iki seçenek mevcut. ben genelde taneli yapıp sonrasında kendi blender özelliğini kullanıyorum. 

çorba dışında içecek hazırlama özelliğide var. birkaç kere meyveli süt yaptım. gayet pratik oluyor.

temizlemeside kolay kullanımdan hemen sonra temizleyince hiç zorlanmadan yıkayıp kaldırabiliyorum.

SÜT ALERJİSİ

alerjik-bebek

herkese selamlar

bu post biraz geciksede yazmayı çok istedim. maalesef son zamanlarda bilgisayarımla zor görüşür olduk. ömer asaf bi taraftan hatice sultan bi taraftan. ne evin işi bitiyor nede yemek derdimiz bitiyor :) bugünümüze şükür...

beni çok üzen sarsan ama artık alıştığım süt alerjisiyle tanışma hikayemizi anlatmak istiyorum. bu yazıdaki ısrarımın sebebi ise sorunun çözümünü yanlış yerlerde arayan annelere ışık tutmak.

Ömer Asaf doğduğu günden beridir memeyi zevkle emen ve çok güzel kilo alan bir bebekti. ilk 6 ayımız muhteşem geçti. acıkıyor emiyor kilo alıyor hasta olmuyor. okadar mutluydumki. il 4 ay çocuk doktorumuz Ender Yaman'a gidiyorduk. 5. aydan sonra fiyatından dolayı bidaha doktoruna götürmedim. sağlık ocağına aşılar için gidiyorduk. orada rutin kilo ve boy takibi yapılıyordu

7. ayda aşı için gittimizde doğru düzgün kilo almamıştı bende pek önemsemedim.

8. ay tekrar aşı için gittik yine kilo artışı azdı. sağlık ocağındaki hemşireyle görüştüğümüzde zaten ablasıda böyleydi falan deyip kendimi rahatlatıp çıktım. ömer ara ara gribal enfeksiyon gibi oluyordu. bizim yorumumuz dişi çıkacaktır yada ablası anaokuluna gidiyor eve mikrop getiriyor oluyordu.

9. ay aşı için gidince son iki ayda sadece 350 gram almıştı. artık moralim bozulmaya başlıyordu. verdiğim yemeklerin hiçbirini yemek istemiyordu. sık sık hasta oluyordu ve öksürüğü geçmek bilmiyordu.

bu şekilde 11 aymıza geldik. ömer resmen 6 aylık gibi görünüyordu. burun akıntısı ateş ve öksürüğün yanında birde şiddetli isal olmuştu. karnı acıkıyordu yemeğe saldırıyordu ama sanki yemek acıymış gibi ağzının ucundan geri çıkarıyordu. ateşi gün içinde defalarca çıkıp iniyordu. gece sürekli sancıyla uyanıyordu. peşinden kusmalarımız başladı. yaklaşık 1 ay boyunca 3 tane özel hastaneye gittim. defalarca kan tahlili ve idrar tahlili yapıldı. saçma sapan ilaçlar alıp eve geliyorduk ama nafile. çocuk günden güne eriyordu. artık isali farklı bi hal almıştı rengi bi değişikti sanki kan sıçramış gibiydi. her kakadan sonra yıkamak zorunda kalıyordum su gibi gidiyordu. en son duşa soktuğumda ağlamaya başladım. çocuğun kemikleri görünüyordu bitmiş haldeydi göz altları simsiyah olmuştu hiç gücü yoktu. ölücek sandım ellerim titriyordu.

hemen aldım beylikdüzünde özel doktora götürdüm. isalimizi ve kusmamızı hemen durdurmak için ilaç verdi. 23 tane tahlil istedi. hemen tahlillerimizi verdik. tahliller süt alerjisi çölyak taraması gibi şeylerdi. kaka tahlilinin sonucu 1 hafta sürdü. bu süreçte isal ve kusmamız geçti ama yine hiçbirşey yemiyordu. ve ateşimiz öksürüğümüz burun akıntımız devam ediyordu. burun akıntısı derken selpakla silinen normal bir akıntı değil. yapış yapış burnunda kuruyan nefes almasına engel olan değişik bişeydi.

sonuçlarımız çıktıktan sonra doktora gittik. tahlillerimiz genel manada temizdi sadece kalpotektin değeri yüksek çıkmıştı.  süt alerjisi ve çölyak testi negatifti. ama bütün sorunlarımız süt alerjisini işaret ediyordu. doktor bize süt diyeti verdi.

benim içim rahat etmedi ve tekrar kendi doktorumuz Ender Yamana gittik. ben tahlilleri göstermeden durumu anlatırken doktorumuz süt alerjisi teşhisini koydu. o anda kendime o kadar kızdımki. aylardır çocuğa bu çileyi çektireceğime kendi doktoruna götürseydim şimdiye tedavi olmuş düzelmiş olacaktı.

tedavi olarak bütün süt ürünlerini kestik. emzirdiğim için bende süt ürünleri tüketmiyorum. aptamil pregomin as ile mamalar hazırlayıp vermemi önerdi. normalde mamanın fiyatı 150 tl fakat hastaneden rapor çıkarttırıp ücretsiz alabiliyoruz.

2 hafta sonra hem kontrol hem aşı için Ender Beye gittiğimizde Ömer Asaf 300 gram almıştı. her şey yolunda görünüyordu. Ender Bey keçi ürünleri verebileceğimizi söyledi. buna en çok sevinen ben oldum :) süt diyeti gerçekten çok zor. bütün hazır gıdalarda süt ürünleri var ve mutfakta çok zorlandım. öksürüğümüz öksürük şurubuyla düzelmediği için sprey ve alerji şurubu verdi.

keçi onayı alır almaz kendimi migrosa attım. süt yoğurt ve labne aldım. ilk 2 gece sancılandık. çok korktum yine eskiye dönücez diye hemen doktorumuzu aradım. dediki gaz yapan herhangi bir şey yemiş gibi düşün zamanla ona alışacak istersen gaz damlası verebilirsin dedi. ben gaz damlası vermedim. gerçektende 3 gün sonra gaz sorunumuz geçti. artık bizde normal insanlar gibi akşam tok ve mutlu uyuyup gece sadece emmek için uyanıyorduk. bunun benim için ne demek olduğunu bi bilseniz. gece uyanıp onun uyuduğunu görünce mutluluktan ağlıyordum. yorgunluk çaresizlik üzüntü beni resmen bitirdi.

şimdi 13 aylık olduk. Rabbime şükürler olsun Ömer Asaf bizimle sofraya oturup yemek yiyor ve geceleri düzenli uyuyor. sofarada istediği şeyler için bizimle kavga ediyor :)

keçi sütü serbest olduğu için ona atıştırmalık şeyler yapabiliyorum. kek kurabiye poğça tarzı aralarda atıştırabileceği yiyecekler hazırlıyorum. şuanda 8 kilo ve kilomuz yaşımıza göre baya düşük. o yüzden beslenmesine elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum.

bizim doktorumuz bebek doğunca ilk muayenesinde bütün annelere inek ürünleri yememelerini tavsiye ediyor. keçi sütü ürünlerini tüketmelerini söylüyor. ama biz maalesef hastalık olmadan önce bunun nedemek olduğunu anlayamadık.

şayet bu yazıyı bebeğiniz hasta olmadan önce okuduysanız henüz hamileyseniz yada yeni doğum yaptıysanız lütfen emzirme sürecinde inek sütü ürünleri tüketmeyin. ek gıdaya başladığındada bebeğinizin gıdalarını yine keçi sütü ürünleriyle hazırlayın. bunu hiç yaşamayan birine anlatmak biraz zor geliyor ama yaşayanlar bu hastalığın ne kadar zor ve sarsıcı olduğunu bilirler.

şayet bebeğinizde geçmeyen ateş, öksürük, sümük, kusma, isal, iştahsızlık, gelişim geriliği, kakasında kan varsa ve doktorunuz süt alerjisinden şüphelenmediyse siz doktorunuzu uyarın yada doktorunuzu değiştirin. ben ömer asafa sütlü gıda yedirdiğimde yüzüne değen yerler kızarırdı. ben cildi alerjik bi bebek olduğu için hiç şüphelenmemiştim. şayet bebeğiniz size böyle sinyaller veriyorsa benim gibi geciktirmeyin.

bu hastalığın tek tedavisi süt diyeti. bunun ne kadar süreceği belli olmuyor her çocukta farklı zaman diliminde geçebiliyor. hiç geçmeyen nadir vakalarda olabiliyormuş. bizde yaşayıp göreceğiz. Rabbim dermansız dert vermesin...

Sağlıcakla kalın...








HATİCE SULTANIN GENİZ ETİ AMELİYATI

ameliyat-geniz eti

Yorgun anneden selamlar...

bu yıl karar verdim ki artık benim hayatım diye bir şey yok. çocukların sağlığı, çocukların yemeği, çocukları gezmesi, çocukların arkadaşı, çocukların oyunu, çocukların alışverişi liste uzar gider...

biraz sitemkar bi başlangıç oldu ama inanın çok yorgunum iki küçük çocukla hayat çok ama çok zor geçiyor...

gelelim güzel kızımın ameliyat hikayesine. maalesef iki çocuğum ve ben alerjik bünyeye sahibiz. alerji basit bir kelime gibi görünsede içeriği o kadar ayrıntılı ki. nerde ne zaman neye tepki vereceği belli olmuyor. buda anneyi çok hırpalıyor.

kızımın çok şükür bağışıklık sistemi baya iyi. doğduğundan beridir fazla hasta olmadı. klasik her bebekte olan diş çıkarırken ateşlenmelerimiz  falan oldu. onun dışında yaşadığımız bütün sıkıntılar alerjiden kaynaklandı. geniz eti bademcik sorunumuz sürekli baş gösterdi. ateşlenmeler gece horlama burun tıkanıklığı sürekli tekrarlar hale gelmişti.

düzenli gittiğimiz çocuk doktoru Ender Yaman son muayenesinde artık ameliyat olması gerektiğini söyledi. kendisi bize KBB doktoru önerdi. Bakırköy özel ENT tıp merkezi nde Dr Orhan Altınbaş.

Dr Orhan Altınbaş tan randevu alıp muayene olduk. muayene sonucunda doktorumuz geniz etleri çok büyük bademciklerde iltihap ve sol kulakta biraz sıvı birikmesi olduğunu söyledi. ardından pressure test yapıldı ve sonuç olarak acil ameliyat kararı alındı. zaten canıma tak etmişti. son zamanlarda gece uykularımız harap olmuştu. çocuk resmen uykuda boğuluyordu ve çırpınmaya başlıyordu. onu takip etmekten ve nefesinin sesinden bende uyuyamıyordum. 9 gün sonrasına ameliyat günü aldık ve hastaneden ayrıldık.

23 aralık cuma günü ameliyat olacağı için 21 aralık çarşamba kan testlerinin yapılması gerekiyordu ama gidip gelmek bize zor olacağı için kan testlerinin ameliyatla aynı gün yapılmasını rica ettim.

ameliyattan bir gece önce hastaneye götürmek için çanta hazırladım. 2 takım pijama, 3 takım iç çamaşırı, 2 çift çorap, terlik ve hikaye kitabı aldım. sevdiği bir oyuncağınıda çantamıza koyduk. zaten şimdi hastane odalarında televizyon olduğu için çizgi filmle falan oyalanabiliyorlar. kendim içinde yedek kıyafet aldım yanıma. bizde olmasada bazı çocuklarda anesteziden dolayı kusma olabiliyor.

cuma günü 12 saat açlıkla sabah 6.30 da İstanbul Bahçelievler Aile Hastanesine giriş yaptık ve yatış işlemlerimiz yapıldı. odamıza yerleştik ve Hatice Sultandan test için kan alındı. anestezi doktoru odamıza gelip kızımla ilgili bazı bilgiler istedi. test sonuçlarında bir sıkıntı olmadığını söyledi.

ameliyattan yarım saat önce dormikum verildi. her eve lazım bişeydir kendisi :) dormikumdan sonra Hatice Sultan pamuk şekeri gibi oldu :) hemşiremiz ameliyat önlüğünü getirdi üzerini değiştirdik sedyeye yatırdık ve eşimle beraber ameliyathaneye kadar kızıma eşlik ettik. dormikumun etkisiyle hiç bir şeye sorun çıkarmadı. bizden ayrılırken bile garipsemedi. saat 8.15 te ameliyata alındı.

tam 45 dakika sonra kızımı odaya getirdiler. geldiğinde uyukluyordu. bir süre sonra ayılmaya başladı sonrası kabus gibiydi zaten. dakikalarca bağırarak ağladı. yataktan kendini atmaya çalıştı. yanına uzanıp sakinleştirmeye çalıştım. sakinleştikten sonra güzel bi uyku çekti.

doktorumuz odaya gelip durumuyla ilgili bilgi verdi. alınan parçaları gösterdi. gerçekten şok oldum o kadar büyüktü ki geniz etleri çocuğun nefes alması mucizeymiş aslında. çok şükür ameliyatımız güzel geçmiş kulaklarına hiç dokunulmamış ve bademciklerinin sadece iltihaplı kısmı alınmış.

doktorumuz bir hafta yumuşak gıdalar yemesini söyledi. ameliyattan 2 saat sonra dondurma yedirdim su içirdim. daha sonrasında hep yumuşak yemekler hazırladım. çorba, puding, sütlü tatlılar, meyveli yoğurt vs.. en katı gıdası makarna oldu. daha sonra yavaş yavaş katı gıdalara geçiş yaptık. bu süreçte biraz zorlandık tabiki canının istediği şeyler oldu biz yemesine müsaade etmedik biraz mızmızlandı.

ameliyattan sonra ilaç olarak antibiyotik ve ağrı kesici ateş düşürücü şuruplar kullandık. çok şükür sorunsuz atlattık.

en zorlandığım konu ise konuşması oldu. konuşması garip bi hal aldı söyledikleri hiç anlaşılmıyordu. doktorumuz önceden bizi uyardığı için kafam rahattı ama kızım bize çok sinirleniyordu. bişey söylediğinde anlamadığımız için defalarca tekrar ettiriyorduk.

uzun zamandır gözümüzde büyüyen ameliyat hikayesini sorunsuz atlattık çok şükür. eğer çocuğunuzda geçmeyen şikayetler varsa ihmal etmeyin. vakitlice ameliyatını yaptırın. zaten hiç büyütülecek bişeyde yokmuş. yarım günde ameliyatımızı olup evimize geldik ve hayatımıza kaldığımız yerden devam ettik. daha ilk geceden uykuları düzene girdi. horlamadan tıkanmadan rahat rahat uyudu.

doktorumuzu da sonuna kadar tavsiye ederim. muayene ücreti biraz yüksek ama kesinlikle değer. çocuğa yaklaşımı bizi dinlemesi sorularımıza sabırla cevap vermesi bizi çok mutlu etti. ameliyatı da çok başarılı ameliyat sonrası ilgisi de tatmin edici.

Rabbim bütün evlatlara sağlık versin. sevgiyle kalın...






Aysun the SÜTÇÜ

aysunthesutcu-gundonumu-8100


o sütçülerin kraliçesi, o bir kadın, o bir girişimci, o bir anne, o ineklere fısıldayan kadın...

ah istanbul diyerek başlasam içimdeki üzüntüyü anlarmısınız???

şehir hayatının mağdurlarıyız diyorum ben. yeşile hasret, temiz havaya hasret, sağlıklı gıdaya hasret.

en büyük hayalim çocuklarımı küçük bir kasabada çiftçilik yaparak büyütmekti ama nasip işte İstanbulun en kötü semtlerinden birinde büyütüyorum.

hal böyle olunca elimden geldiğince sağlıklı yaşamak adına çırpınıyorum bir anne olarak.

köy hayatınıın az çok tadını almış biri olarak hazır gıdaları çok sevmiyorum. eşimde köyde büyüdüğü için oda hazır gıdalardan hiç haz etmez. özellikle süt ürünleri konusunda hazır gıdaların tadı çok suni geliyor. yıllardır yoğurdumu kendim evde yapıyorum. eşim ve çocuğumda sevdiği için bizim eve yoğurt dayanmıyor.

istanbulda yaşayanlar iyi bilirler dürüst temiz sütçü bulmak çok zordur. deneye yanıla biyer buldukmuda bırakmayız:)

bende yıllardır farklı farklı çiftliklerden süt aldım. ama hepsi birbirinden okadar farklıki taze sütten soğuyacak noktaya geldim. internetten araştırırken aysun hanımla ilgili bir yazıya rastladım. kendisine mail yoluyla ulaştım fakat adresten dolayı süt teslimatı yapılamadı. bu sene bir ümit internet aracılığıyla kendisi sesime kulak verdi ve teslimat yapıldı.

aysun hanım çok güzel bir sistem kurmuş. istanbulun farklı bölgelerine her gün süt teslimatı yapılıyor. benim bölgeme cuma günleri teslimat var. perşembe günü sabahları cep telefonuma mesaj geliyor siparişim alınıyor ve cuma günü siparişim eve teslim ediliyor.

Aysun hanım ineklerinin bakımı beslenmesi sütün sağımı ve hijyeni açısından çok titiz bir insan. sosyal medyadan takip edenler bilirler, çiftliğinin sürekli ziyaretçileri ve kalıcı misafirleri oluyor. onu bir tek Türkiyeden değil yurt dışındanda takip edip ziyaret eden sevenleri var. kısmet olursa bu yaz bende çocuklarla çiftliğini ziyaret etmek istiyorum.

aylardır sütümü tereyağımı peynirimi Aysun hanımın 8100
Gündönümü çiftliğinden alıyorum. sütümü ocağa koyup kaynatırken kokusu beni köyüme götürüyor resmen :) tereyağı ayrı bir keyif sanki yayıktan yeni çıkmış gibi taze mis kokulu.

sütümü aldığım gün bizde bayram oluyor. hemen 2 kilosundan sütlaç yapıyorum. 5 kilosundan yoğurt mayalıyorum. 3 kilosunu dolaba kaldırıyorum günlük kullanmak için.

Birilerinin bu işi severek yapması ve onun bir kadın ve anne olması müthiş bi mutluluk. iyiki varsınız Aysun hanım burdan size tekrar tekrar teşekkürlerimi sunuyorum...




FRAMBUAZLI YAŞ PASTA

pasta


Geçen hafta oğluşumun doğum günü vardı. çekirdek aile olarak kutlayalım dedik. eşim ismi bilindik bir pastaneden frambuazlı pasta aldı.  büyük bir iştahla pastadan bir çatal aldım almaz olsaydım. meyvesi bozuk kokuyor ve ekşimiş. verdiğimiz parayamı üzülelim pasta hevesimiz kursağımızda kaldı onamı üzülelim bilemedik.

bugünde misafirim gelecekti hadi Ayşe dedim üşenme güzel bi pasta yap. profesyonel bir çalışma olmasada lezzeti harikulade bir pasta olmuş. tarifini unutmadan sıcağı sıcağına yazayım dedim.

PANDİSPANYA İÇİN:
4 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
3 yemek kaşığı sıvı yağ
3 yemek kaşığı sıcak su
1 vanilya
1 kabartma tozu

ÜST GANAJ İÇİN:
100 ml krema
200 gr beyaz çikolata

ARA GANAJ İÇİN:
150 ml krema
150 gr sütlü çikolata
50 gr bitter çikolata

PASTANIN ARASINA KOYMAK İÇİN:
1 kase frambuaz

PANDİSPANYAYI ISLATMAK İÇİN:
süt yada meyve suyu


İlk olarak üst ganaj için kremayı ısıtıyoruz kaynamadan altını kapatıyoruz. içine beyaz çikolataları kırıyoruz ve pürüzsüz kıvama gelene kadar karıştırıyoruz.

ara ganaj içinde aynı işlemi yapıyoruz kremayı ısıtıp sütlü ve bitter çikolatayı içine kırıp pürüzsüz kıvama gelene kadar karıştırıyoruz.

ganajlar soğuyunca buz dolabına kaldırıyoruz. biz pandispanyamızı yapana kadar soğuması gerekiyor.

yas-pasta

pandispanya için iki ayrı karıştırma kabı alıyoruz. birine yumurtanın sarılarını diğerine yumurtanın beyazlarını koyuyoruz. şekerin yarısını beyazlara yarısını sarılara koyuyoruz.

yumurta beyazlarını mikserle çırpıyoruz önce köpürüp daha sonra krema kıvamına gelecek.

daha sonra sarıları çırpıyoruz. sarılarda homojen hale gelince sıvı yağı ve suyu ilave ediyoruz biraz daha çırptıktan sonra unu vanilyayı kabartma tozunu eleyerek ilave ediyoruz. mikserle tamamen karışana kadar çırpıyoruz. artık mikserle işimiz bitti.

yumurta sarılarıyla hazırladığımız karışımı yavaş yavaş beyazlara ilave edip spatula yada tahta kaşıkla karıştırıyoruz ve nazikçe tamamen karışana kadar devam ediyoruz.

kelepçeli kalıbımızın altına pişirme kağıdı koyup karışımı döküyoruz. kalıbı bir iki kere tezgaha vuruyoruz. 170 derece fırında 25-30 dakika pişiriyoruz.

pasta

piştikten sonra fırının kapağını açıyoruz pandispanya soğuyana kadar bekliyoruz. soğuduktan sonra fırından alıyoruz.

pandispanyayı bıçak yada ip yardımıyla eşit şekilde ikiye bölüyoruz. her iki parçayı süt yada meyve suyuyla ıslatıyoruz. arasına ganajımızı eşit şekilde sürüyoruz. çatalla ezdiğimiz frambuazı yine eşit şekilde dağıtıyoruz. diğer parçayı üzerine kapatıyoruz.

beyaz ganajı en üste eşit şekilde sürüyoruz. ben kenarları kötü görünmesin diye file fındıkla kapladım. üstünede toz fıstık serptim. süsleme kısmı tamamen size kalmış evdeki malzemeye ve zevkinize göre şekillendirebilirsiniz.

buzdolabında dinlendikten sonra servis yapabilirsiniz. dinlenme süresi ne kadar uzun olursa okadar lezzetli oluyor.


Afiyet şifa olsun...