SAÇ DÖKÜLMESİ VE SEBOREİK DERMATİT OLANLAR BURAYA!!!

yagli-egzama

herkese merhabalar;

baştan belirteyim uzun bir yazı olacak. bu hastalıktan muzdarip olanlar ve gerçekten çözüm arayanlar buyursunlar. şunuda söyleyeyim size şampuan tavsiye etmeyeceğim. bu illet hastalık nedir nerden gelir nereye gider onu anlatacağım...

bu hastalıktan birbuçuk yıldır muzdaribim. bir adı seboreik dermatit diğer adı yağlı egzama. 
Ömer Asaf'ın doğumundan 6 ay sonra başladı. kafamın arkasında saçlı derinin bitiminde yaralarla beraber şiddetli kaşıntı ve döküntü başladı. kaşıdıkça yaralar kanayıp, döküntüler oluyordu. aynı zamanda şakaklarımda ve kulak arkasındada aynı yaralardan çıktı. ben çok problem yapmadım doğum sonrası klasik saç dökülmesidir diye düşündüm. zaman geçtikçe saçımın dökülmesi dahada şiddetlendi. yaralar dahada genişledi. 
bende dermatoloji (cildiye) doktoruna gittim. doktor seboreik dermatit teşhisi koydu. bu ara stresli bi dönem geçirdinmi dedi ben bu soruya çok gülerim :) stressiz hayat yaşayan varmıki??? tabiki bende stresli dönemler geçirdim geçiriyorum ve geçiricem...doktor bu hastalık geçmez ama ara ara atak yapar yani bu hastalık artık ölene kadar seninle dedi. bana klasik reçete ketoral ve dermovate losyon verdi. açıkçası ben yine önemsemedim. dermovate kortizonlu diye kullanmak istemedim sadece şampuanı kullandım. ilk iki yıkamada biraz rahatlar gibi olsada sonra tam gaz sorunlar devam etti. 

bu arada yazın ortası oldu ben diyetisyene başladım arkasından tatil deniz derken biraz saçım rahatladı birazda ben rahat davrandım. tabi bu arada iki çocuk oluncada insan kendi derdiyle fazla meşgul olamıyor. ama aynaya her baktığımda saçımın kahkül kısmında derilerin parladığını görmek acı gerçeği yüzüme vuruyordu. resmen kelleşmeye başladım. abartısız söylüyorum saçımın yarısını kaybettim.

birbuçuk yıl boyunca sayısız doktora ve profesöre muayene oldum. sayısız tahliller yapıldı. tahlillerimin hepside normal çıktı. çok ilginç alakasız teşhis koyanlar oldu. saçma sapan ilaçlar ve şampuanlar yazanlar oldu. bu hastalık sayesinde sağlık sektörünün geldiği acı vahim duruma şahit oldum. doktorlara karşı saygımı yitirdim. maalesef sağlık sektörü artık ticarete dönüşmüş. ticarethane ve tüccarlar piyasası olmuş. ama mesleğini hakkını vererek yapanlarada saygı duyuyorum. 

netice itibariyle hastalığın bendeki yansıması şu şekildeydi; 
-saçımdaki yaralar geniş geniş değilde sivilce şeklinde çıkmaya başladı
-kaşıntım çok çoğaldı
-düşen saçlarımın kökleri toplu iğne ucu görünümündeydi
-saçlarımı kaşıdığımda tırnaklarımın arasına kum tanesi gibi şeyler doluyordu
-saçlarım aşırı yağlanıyordu ve terliyordu
-saç diplerim berbat kokuyordu
-saçlı deri dehşet derecede acıyordu saçlarımı sağdan sola oynatamıyordum

hastaneye eczaneye tahlillere harcadığım bir çuval paradan sonra artık kendime dur dedim. dur Ayşe ben ne yapıyorum. kim ne dese alıp içiyorum kafama sürüyorum. sonuç ne kocaman bir sıfır. en üstteki resimde gördükleriniz kullandığım ürünlerin sadece küçük bir kısmı. inanın denediğim şeyleri yazsam roman olur o yüzden ayrıntıya girmeden devam edicem. 

bu arada bütün bunları yaşarken diğer taraftanda idrar yolu enfeksiyonum hiç geçmiyordu. sürekli sancı çekiyorum doktora gidiyorum ilaç kullanıyorum. ilaç bitiyor tekrar tahlil yapılıyor yine enfeksiyon devam ediyor.
bende yine oturdum internetin başına bitkisel çözümler arıyorum. derken o site senin bu site benim gezerken CANDİDA MANTARI diye bir şeyle karşılaştım. en sonunda Ahmet Maranki'nin bu mantarla ilgili çok uzun bir yazısına rastladım. yazıyı okudukça şok yaşadım çünkü resmen beni anlatıyordu. aslında beni ve birçok tanıdığım insanın son zamanlarda yaşadığı sıkıntıları anlatıyordu. okudukça meraklanıyordum okudukça üzülüyordum aynı zamandada bunu gördüğüm için şükrediyordum. yazımın sonunda size linkini vericem ve okumanız için yalvarıyorum.

okuduklarımın özeti bağırsaktaki bir mantar türünün hayatımızı mahvettiği sonucuna vardım. bu mantar şekerle besleniyor, antibiyotik ve paketli gıdalardaki maddeler tetikliyordu.

oturdum ve kendi kendime bi analiz yaptım. hastalıklarımın ve kilolarımın geçmişine gittim. ben bir kaç sene önce çalışırken çok düzenli besleniyordum ve çokta hareketli bi hayatım vardı vede sağlıklıydım zayıftım. sonra evlatlarım olmadan önce işten çıktım ve hamile kaldım. hamilelikte çok sağlam yedim. isteyerek yedim ve hiç sorun yapmadım doğumdan sonra kilolarımı veririm dedim. doğum yaptım emziriyorum dedim yedim tatlıları kiloları veremeden üstüne bidaha hamile kaldım. aynı döngüyü tekrar yaşadım. ikinci doğumdan sonra korkunç kilo aldım. 83 kiloya kadar çıktım. artık tatlıya dur diyemez yemeğe dur diyemez duruma geldim. resmen yemek yemek için yaşar oldum. işte hastalıklarım tamda bu anda patlak verdi.

yani ben olaya sadece kilo olarak bakarken aslında en kötü şeyi yaptım bağırsaklarımın dengesini bozdum. bağırsaklarımızda candida olup olmadığını anlamak için evde yapılabilen bir test var. onu uyguladım ve pozitif çıktı. artık problemimin ne olduğunu biliyordum. sıra geldi bundan sonra ne yapmam lazım???


omega-probiyotik-candida

öncelikle yanlış beslenmeye artık dur deme zamanı gelmiş geçiyor dedim ve beslenmeme çeki düzen verdim. 
-mümkün mertebe şeker ve hazır gıdalar yememeye çalışıyorum
-sabahları aç karnına elma sirkeli ılık su içiyorum (hazır sirke değil ev yapımı sirke)
-probiyotik kapsül ve kefir içiyorum
-çinko takviyesi alıyorum
-c vitamini takviyesi alıyorum
-omega takviyesi alıyorum









bu tarz hastalıklarda sadece hastalıklı bölgeyi iyileştirmek yada şampuandan medet ummak çok ama çok saçma. bütün hastalıklar iç organlarımızın dışa yansımasıdır. bunu kabul edip içteki sorunu bulup bunun için tedaviye başladıktan sonra sıra geldi dıştan ne yapabilirime?

maalesefki artık doktora gitmiyorum. klişeleşmiş kortizonlu ilaçları yazıcağını bile bile gitmeninde anlamı yok zaten.

bir süredir instagramda ARTDEHUİLE yağlarının etkilerini takip ediyordum. sevgili Hülya Kayhan aromaterapi yağlardan karışımlar hazırlıyor ve eğitim verdiği eczaneler vasıtasıyla bizlere ulaştırıyor.

evime yakın bir eczane buldum ve hastalığımı anlattım. saçımın resimlerini kendisine yolladım. öncelikle dıştan tedavi amaçlı 21 gün kullanmam gereken  bir karışım hazırlandı. bunun arkasındanda dökülen saçlarımın yerine gelmesi için bir karışım daha hazırlandı.

ben ilk karışımı 21 gün kullandım. gerçektende vadedildiği gibi kafamdaki bütün sorunlardan kurtuldum. kaşınmam durdu, dökülmem azaldı, saç köklerim düzeldi, saçlarımı kaşıdığımda tırnaklarıma hiçbirşey gelmedi, koku bitti. Rabbime şükürler olsun.

tamda bu sırada diş etimden ameliyat oldum ve doktor antibiyotik verdi. antibiyotiğe başladım 2. günde saçımda iki tane sivilce çıktı 3. gün saçım felaket döküldü 4. gün koku başladı. 
ama ben hiç üzülmedim nedenmi? çünkü artık sorunun ne olduğunu biliyorum demekki bağırsak floram bugüne kadar o kadar kötü olmuşki düzelmesi için zamana ihtiyacı var ve bu zaman zarfında ona iyi gelecek şeylere ihtiyacı var. demekki okuduklarım doğru !!!

artdehuile ailesinden birine ulaşıp bu durumu anlattım ve ekstradan ne yapabileceğimi sordum. bana hindistan cevizi yağını bir süre yememi tavsiye ettiler. ölçü veremeyeceğim çünkü her hastanın ilacı ve miktarı farklıdır.


sampuan-artdehuile-satinique

şampuan ne kullanıyorum diye soracak olursanız ben bol kimyasallı ürünlerden oldum olası nefret edenlerdenim. uzun süredir amway satinique şampuan ve saç kremini kullanıyorum. hacimlendirici şampuan ve dökülme karşıtı şampuanı dönüşümlü olarak kullanıyorum.. saçlarımdaki az miktardaki beyazlara kafayı taktığım içinde boya olarak yeni keşfettiğim keune tinta boyayı kullanıyorum.










inanın kafam hiç bu kadar rahat olmamıştı. karakterim gereği bir şeyi köküne kadar araştırıp kafamdaki sorunları çözmeden rahat edemeyenlerdenim. neyin neyden olduğunu bilince ne için savaş vereceğimi biliyorum ve sonuca ulaşmak kolaylaşıyor.

Ahmet Marankinin yazısının linkinide şuraya koyayım isteyenler okusunlar TIK TIK

arkadaşlar sizi sıkmamak için elimden geldiğince özet geçtim. çünkü ben birbuçuk senedir okadar çok yazı okudumki çok yoruldum. yağlı egzamadan muzdarip o kadar çok insan varki. maalesef bu hastalığı fırsat bilip para kazanmak uğruna insanlara iyi geleceğini vaadeden bir sürü gereksiz ürün var.  kafanıza takılan ne varsa sorabilirsiniz...


Rabbim hepimize şifalar versin 
Sağlıcakla kalın...









Selpak’tan Türkiye’de bir ilk: Selpak Yağ Emici Havlu Tek yaprakla 180 kilokaloriye kadar

                                       
 Vazgeçilmez lezzetlerden olan patates kızartması, mücver, köfte gibi yemekler yüksek kalori oranları sebebiyle sofralarda daha az yer alabiliyor. İşte tam bu durumlar için Selpak’tan yeni yağ emici havlu. Türkiye’de ilk ve tek olan Selpak Yağ Emici Havlu, tek yaprağıyla 180 kilokaloriye kadar yağı emer kızartmaların tadı da keyfi de size kalır.
                              
Bir boomads advertorial içeriğidir.